Fotoğraftaki Kadın

Editör: Sayfa Sayısı: Yayınevi: İlk baskı:
 Halil Beytaş  236 Doğan Kitap 2008

Fotoğraftaki Kadın, kahramanı Suphi’nin kendi ses kayıtlarından oluşuyor. Suphi, dünya edebiyatında örneklerine çokça rastladığımız “lüzumsuz adam”ların torunlarından. İstanbul’da annesiyle yaşıyor, küçük bir şirkette muhasebeci olarak çalışıyor, fotoğraf meraklısı ve yalnızlığını sırtında ağır bir yük gibi taşırken tesadüfen fotoğrafını çektiği an âşık olduğu kadını arama serüvenini, ses kayıtlarından dinliyoruz.

Her şeyi anlatıyor bize Suphi, günah çıkarır gibi, hiç çekinmeden, hiç acele etmeden, derinlere inerek, ta çocukluğuna giderek, çocukluğunun puslu günlerinde kalan yaraları yeniden kaşıyarak, hatta kanatarak anlatıyor. 

Sinopsis

Fotoğraftaki Kadın romanı, kahramanı Suphi’nin tesadüfen fotoğrafını çektiği bir kadına âşık olduktan sonra fotoğraftaki sevgilisini arayışını anlatıyor. Suphi kadını görür görmez ondan çok etkilenmiş ve hemen fotoğrafını çekmiş, fakat o şaşkınlıkla onu kalabalığın arasında kaybetmiştir. Roman boyunca bir yandan fotoğraftaki sevgilisini ya da fotoğraf sevgilisini ararken bir yandan da İstanbul’un orta yerinde define bulma sevdasına düşen Şahbender dayısıyla uğraşacaktır.

Roman iki bölümden oluşuyor. Bunlar Suphi’nin odasında kendi başına hazırladığı ses kayıtlarından oluşan iki disk aslında. Birinci diskte çocukluğundan başlayarak kendisini ve ailesini anlatıyor Suphi. Derinden etkilendiği olayları, kişiliğini belirleyen önemli hadiseleri, annesini, artık hayatta olmayan babasını, dayısını, teyzesini ve diğer aile üyelerini tanıtıyor bize.

Romanın ilk bölümü ile ikinci bölümü arasındaki bağlantı bölümünde, anlatıcı devreye giriyor. Buraya kadar birinci bölümde, Suphi’nin ağzından anlatılanların aslında okura değil, Suphi’nin psikiyatr Dr. Jale Korel’e hitaben doldurulmuş ses kayıtları olduğunu öğreniyoruz.

Suphi kırklı yaşların başında içe kapanık, çekingen bir karakter. İlerleyen yaşına rağmen hâlâ annesiyle oturan ve sürekli bastırdığı cinsel sorunlarla mücadele etmeye çalışan bir müzmin bekârdır. Sultanhamam’da küçük bir şirkette muhasebecilik yapmaktadır ve hayattaki tek merakı fotoğrafçılıktır. Suphi, asla yüz yüze anlatamayacaklarını ses kayıtlarında anlatmış ve görüşme öncesi kendisini tanıyabilmesi için doktoruna göndermiştir. Ara bölüm, Doktor Jale Korel’in Suphi’nin kendisine postayla yolladığı birinci diski dinleyip bitirmesinden hemen sonra Suphi’nin randevuya gelişiyle başlar. Suphi gelirken yanında bir disk daha getirmiştir. Bundan sonra ikinci bölüm, yani Suphi’nin Jale hanıma getirdiği ikinci disk başlar dönmeye.

Romanın ikinci bölümünde Suphi’nin fotoğraftaki kadını nasıl hayatının merkezine yerleştirdiğini, her geçen gün gerçek hayattan nasıl biraz daha uzaklaşıp koptuğunu dinleriz. Onu yeniden hayata döndürmeye çalışan akrabalarının çabalarına tanık oluruz. Beşiktaş’ta bir ganyan bayii işleten dayısı Şahbender, tiyatrodan emekli amcası Şinasi Bey gibi renkli kişilikler, birlik olup Suphi’ye yardım etmek için ellerinden geleni yaparlarsa da başarılı olamazlar.

Sonunda Suphi’nin bile ümidi kalmamışken dayısı bulur fotoğraftaki kadının izini. Ancak bu Suphi için tam bir hayal kırıklığı olur. Bulduğu kadın, fotoğrafına bakarak hayaller kurduğu kadından çok farklıdır. Kendisiyle asla birlikte olmayacak kadar güzel, bambaşka bir dünyanın kadınıdır.

Yine de onu bulduğu gün kadını Nişantaşı’nda eski bir apartmanın kapısına kadar takip eder. İşte tam burada aradığı kadının, yani “Fotoğraftaki Kadın”ın aslında psikiyatristi Jale Korel olduğunu öğreniriz. Aradığı kadınla asla birlikte olamayacağını anlayınca en azından bir defalığına da olsa ona yakın olabilmek için ses kayıtları doldurmuştur. Onu ararken neler çektiğini anlatmış, hiçbir ayrıntıyı gizlemeden, saklamadan ve hayatında ilk kez utanmadan içini dökmüştür. Jale Hanım’ın psikiyatr oluşundan da yararlanarak ona ilk doldurduğu diski postayla göndermiş, ikincisini randevuya gelirken kendisi getirmiştir.

 

Satın alabileceğiniz kitap evleri: