Hakan Yaman’ın ilk romanı
İSRAFİL’İN KANATLARI

SİA Kitap etiketiyle 13 Temmuz’dan itibaren
bütün kitap satış noktalarında…

ESKİ KAHİRE’NİN KARANLIK DEHLİZLERİNDEN, OSMANLI İSTANBULU’NUN ARA SOKAKLARINA,
MARSİLYALI ZENGİN BİR KİTAP KOLEKSİYONCUSUNUN GEMİSİNDEN, TÜRKİYE’NİN ÇALKANTILI
50’Lİ YILLARINA KADAR EŞİNE DÜŞÜLEN, TÜM ALFABELERLE YAZILMIŞ, DÖRT YÖNDEN DE
OKUNABİLEN, İÇİNDE KÂİNATIN BÜTÜN SIRLARININ SAKLI OLDUĞU 444 SAYFALIK
BİR GİZEMLİ KİTAP VE ÇOK KATMANLI BİR HİKÂYE…

                

İSRAFİL’İN KANATLARI

“Çok soluk da olsa, şu yaşlı gözlerimle seçebildiğim dört kanatlı bir melek var burada. Ben onu İsrafil’e benzettim. İsrafil tasviri bazen tılsımların üzerinde kullanılır. Mesela Ayasofya’daki tılsımlı dört sütundan birinin üzerinde buna çok benzeyen bir İsrafil kabartması vardır. Diğer sütunlara da Mikail, Cebrail ve Azrail tasvirleri yapılmıştır. Bu dört büyük meleğin her biri ayrı mucizelere veya felaketlere sebep olur… İsrafil’in kanatları ise batıda başlayacak büyük bir kıtlığa delalettir… Bildiğiniz gibi melekler çoğunlukla iki kanatlı olarak tasvir edilirler, fakat mahşer günü Sur borusunu üfleyecek olan İsrafil dört kanatlıdır; dört kanadından biriyle batıyı, diğeriyle doğuyu tutan, üçüncü kanadıyla gökten yeryüzüne inen ve sonuncusuyla kendini örtüp gizleyen dört kanatlı İsrafil’in son gün çalacağı dördüncü boruyla yeni dünyanın kapısı açılacak ve asıl başlangıç o gün olacaktı.”

1900’lerin ortalarında, İstanbul’un kuytu bir köşesinde, adı ve yazarı bilinmeyen, gizemli, kayıp bir kitabın izini süren dört üniversiteli genç ve 1700’lerde, Sultan I. Mahmud döneminde elden ele gezerek insanların kaderine hükmeden aynı kayıp kitap.

Eski Kahire’nin karanlık dehlizlerinden, Osmanlı İstanbulu’nun ara sokaklarına, Marsilyalı zengin bir kitap koleksiyoncusunun gemisinden, Türkiye’nin çalkantılı 50’li yıllarına kadar peşine düşülen, tüm alfabelerle yazılmış, dört yönden de okunabilen, içinde kâinatın bütün sırlarının saklı olduğu 444 sayfalık bir gizemli kitap ve çok katmanlı bir hikâye…

HUŞ AĞAÇLARININ SESSİZLİĞİ

Hiç beklemediğiniz bir anda hayatınız değişirse, hayalleriniz ve özgürlüğünüz uğruna her şeyi, evinizi ve hatta sevdiklerinizi bile hiç düşünmeden terk edip gidebilir misiniz?

Eşi Salim ve oğluyla bir taşra kentinde sakin bir yaşam süren müzik öğretmeni Macide, bir sabah ansızın, kimseye haber vermeden, arkasında hiçbir ipucu bırakmadan ortadan kaybolur. Onun kaybolmasıyla birlikte kocasının ve oğlunun hayatları da bambaşka bir yön alır. Karısını aramaya başlayan Salim, önceleri onun hayatından endişe etse de zamanla hem başka kuşkulara kapılır hem de bu yeni özgürlük ona yeni kapılar açar. Macide ise kimseye açıklamadığı bir nedenle kendisine farklı bir yol çizmiştir.

Hakan Yaman, kaybolan bir kadının izini sürerken, hayatlarımızı bir kez daha, yeniden başlatmanın mümkün olup olamayacağını sorgulatıyor. Fotoğraftaki Kadın’la Yunus Nadi Roman Ödülü’ne layık görülen yazardan insan ilişkilerindeki ve hayatlarımızdaki önceliklere dair derinlikli, düşündürücü bir roman.

GÜZ KOKULU GÜNAHLAR

Mutlu aşk var mıdır?

Bu aralar birine aşık mısınız? Birinden aşkınız yüzünden nefret ediyor musunuz? Birini aşkınız için aldatıyor musunuz? Aldatılıyor musunuz?

Hani bazı romanlar vardır, okuduktan sonra aradan ne kadar zaman geçerse geçsin unutmazsınız, unutamazsınız. Bir kere tanıştıktan sonra Aşk-ı Memnu’nun Bihter’i, Doktor Jivago’nun Lara Feodorovna’sı peşinizden gelmediler mi hep? Çünkü onların dertleri, tasaları, inançlarıyla düştükleri çelişkiler, hele de aşklarının o laftan anlamaz, acımasız dayatması evrenseldir. Güz Kokulu Günahlar öyle bir roman, yani evrensel.

Bu roman aşkın mekana, zamana ve sizin karşı koymanıza nasıl hiç aldırmadan bildiğini okuyuşunun romanı. Aşk, hele de yasak aşk, bir kere başınıza çorap örmeye karar vermesin. Sakin, henüz savaşın acısını tatmamış 19. yüzyılının İzmir’inde de, iç savaş sırasındaki Moskova’da da, Osmanlı’nın son dönemindeki İstanbul’da da gelir bulur sizi.

Güz Kokulu Günahlar, ilk sayfasından son sayfasına kadar bizi insan yapan ama bir yandan da başımızı bin türlü belaya sokan en önemli duyguları inanılmaz bir dürüstlükle ve çok lezzetli bir edebiyatla anlatıyor.
Mustafa Özcan
(Yazar, eleştirmen)

SÖYLEŞİ ve YORUMLAR

Image module

KİTAPLAR

Doğan Hızlan, Hakan Yaman için yarattığı karakterler aracılığıyla eski İstanbul semtlerinin ve oradaki yaşayışın tablosunu çizdi, diyor.

Hakan Yaman 18. ve 19. yüzyıl Osmanlı İmparatorluğu dönemlerinden, 1950’lere ve günümüze kadar uzanan geniş bir tarihsel düzlemde romanlar yazdı. İzmir ve çevresinde geçen bir aşk ve ihanet öyküsünü kaleme aldığı Güz Kokulu Günahlar ile Ankara’nın küçük bir ilçesinde başlayan son romanı Huş Ağaçlarının Sessizliği dışındaki romanlarının mekânı olarak da İstanbul’u seçti. İstanbul’un tarihi mekânları, kuytuda kalmış, unutulmuş köşeleri onun romanlarında yeniden canlandı. Ancak zaman ve mekân ne olursa olsun romanlarında hep insanın derinliklerine inmeyi, insanı anlamayı ve anlatmayı denedi.

FOTOĞRAFLAR